Toksoplazma

TOKSOPLAZMA-doğuştan toksoplazma olma sıklığı 1/1000 ile 1/10000 arasında değişmektedir.Gebelik haftası ilerledikçe anne karnındaki bebeğe bulaşan toksoplazma hastalığının yaratacağı kusurun ciddiyeti azalmakla beraber ilk 3 ayda bulaşma %15, ikinci 3 ayda bulaşma %25 ve son 3 ayda bulaşma riski %60dır.

Hastalığı geçirenlerin %80 inin hiç bir şikayeti olmadığı için bağışıklık kazandıklarını da bilmezler,şikayeti olanların da bu şikayetleri genel şikayetler olduğu için toksoplazmayı düşündürmezler.Toksoplazma mikrobu hastalığı taşıyan kedilerin dışkısından veya az pişmiş/çiğ etin yenmesi veya dokunulmasıyla elden ağza geçişle bulaşır.Evde bakılan ve sadece pişmiş gıdalarla beslenen kedilerden bulaşma riski yok sayılabilir ,ancak gene de kedilerin dışkıları veya yattıkları bölgeler temizlenirken eldiven takılması ekstra korunma açısından önemlidir.
Toksoplazmanın anne karnında ki bebeğe geçmesi için ya gebelikten hemen önce ya da gebelik sırasında ilk kez bulaşması gerekir.Diğer gebelikte geçirilen enfeksiyonlar da olduğu üzere erken gebelikte geçirildiğinde bebeğe geçişi daha zor ama oluşturacağı hasarda daha ciddi olmaktadır.İlk 3 ayda anne karnında ki bebeğe bulaşması genelde düşüğe,ancak düşük olmazsa da bebekte çok ciddi kusurlara neden olur.Toksoplazmayla doğan bebeklerin %85 i ölmekte diğerlerindeyse özellikle ciddi nörolojik kusurlar gelişmektedir.

Toksoplazma tanısı daha sıklıkla ultrasoundda bebekte anormalliklerin görülmesi veya doğan bebekte kusurların saptanmasıyla , bazen de anne adayında grip benzeri tabloya eşlik eden çiğ et tüketimi veya kedi ile temas bilgisi sonrasında yapılan testlerle tanı konulabilir.Tanı da İFA testi veya daha doğru sonuç veren ama daha az kullanılan SABİN-FELDMAN boya testinden faydalanılır.Ancak hangi testi kullanırsak kullanalım hastalığın o sırada geçirilmekte olduğunun testlerdeki değer artışıyla tespiti şarttır , çünkü daha önce geçirilmiş toksoplazma da da testler müspet olarak çıkabilmekte ve gereksiz endişelere ve ilaç kullanımlarına neden olabilmektedir.Eğer anne adayında enfeksiyonun varlığı tespit edilirse bebeğe bulaşıp bulaşmadığının anlaşılması, tedavi açısından önemlidir.Ultrasoundda bebeğin kafasında sıvı birikmesi (hidrosefali) veya kalsifikasyonların izlenmesi kesin tanı için yetmez ama anne karnından girilen iğneyle bebeğin içinde bulunduğu sıvı-amniosentez veya göbek kordonundan alınan kanda-kordosentez yapılan testler bebekteki enfeksiyonun kesin tanısını koydurur.
Eğer annede hastalığın varlığı tespit edilmiş ve bebeğe bulaştığı da anlaşılmışsa aileye 2 değişik öneri sunulabilir.Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında toksoplazma enfeksiyonunun bebek üzerindeki ciddi olumsuz etkilerinden dolayı gebeliğin sonlandırılması veya bebekte gelişebilecek olumsuz etkilerin azaltılması için anneye ilaç tedavisi başlanması önerilir.Yapılan çalışmalarda ilaç tedavisinin bebekte oluşabilecek sorunları hafiflettiği gösterilmiştir ancak bu kesinlikle sorunsuz bir bebeğin doğacağı anlamına gelmemektedir.

Toksoplazma tedavisinde Avrupa’ da spiramisin , ABD de ise sulfodiazine ve primetamin beraber 28 gün kullanılmaktadır.Ancak tekrar etmek gerekir ki bu tedavilerin hiçbiri doğacak çocuğun etkilenmeyeceğini garanti edemez.
Açıkça görülmektedir ki toksoplazmadan etkilenmemiş bebek doğurmak için gebelikte toksoplazma mikrobunu almamak, bulaşmışsa da gebelikte bunu erkenden teşhis ve tedavi edilmesini sağlamak gereklidir.En başarılı korunma yolu ise çiğ veya az pişmiş et tüketmemek,sebze meyveleri iyice yıkamak,toprak veya evcil hayvanlarla uğraşırken elimize eldiven takmaktır, hatta yemek yaparken bile, el-ağız yoluyla bulaşmayı önlemek için, çiğ ete eldivensiz dokunulmamalıdır.Gebelikte toksoplazmanın erken teşhisi, korunmaktan çok daha zordur , hastalığı geçirmekte olanların sadece %10 unda belirtiler görülür ve bu belirtilerde anne karnında ki bebeğin etkilenip etkilenmediğiyle bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak toksoplazmayı daha önce geçirmemiş ve bağışık olmayan gebeleri düzenli aralıklarla teste tabi tutarak toxoplazma erken dönemde saptanabilir.Bu tarz tarama Fransa ve Avusturalya’da yapılmaktadır,ancak ülkemizde gebelikle ilgili meslek kuruluşları bu tarz tarama yapılması yerine korunma eğitiminin gebelik planlayanlara veya ilk gebelik muayenesi sırasında verilmesini önermektedirler.